RADYOMUZU MOBILDEN DINLEMEK ICIN TIKLAYINIZ.

Ahlah Ve İnsanlık

Ahlah Ve İnsanlık

Kardeşlerim Öncelikle Şunu İfade edelim insanın duygu ve düşünceleri, hayata bakış tarzı, duyarlılıkları ve benliğinin derinliklerinde yatan güdüleri karşılıklı etkileşimlerle bazı davranış ve tutumlara yol açar. Bu davranışların alışkanlığa dönüşmesi, kişinin ayrılmaz bir parçası haline gelmesi, iyi ya da kötü ahlakı oluşturur.

Güzel ahlak, vicdanın sesidir. O, en yüksek değerleri ve duyguları ete kemiğe büründürerek, insanı “insan”laştırır. Güzel ahlak, insanı süfli arzuların ağından kurtarıp kendi arzularını ve isteklerini başka insanlar için sınırlandıran, benliği ‘ben zindanı’ndan azad eden, insanın en güzel yönüdür.

“İyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının muttali olmasından korktuğun şeydir.” Müslim; Tirmizi

Kendin için istediğini başkaları için de iste, müslüman ol! Tirmizi, İbnu Mace

Tarih boyunca insanın üstün bir ahlaka nasıl sahip olacağı konusu hep gündemde olmuştur. İnsanlar arasında ortaya çıkan kin, nefret, savaşlar, adaletsizlikler, zulüm ve haksızlıklar karşısında birçok din ve felsefe insanlığın kurtuluşunun, ideal insanı oluşturmanın yollarını aramıştır.
Modern İnsan ve Ahlak

Ta Sokrat’tan, Aristo’dan, Farabi’den günümüze kadar ahlakın mahiyeti teorik anlamda çokça tartışılmıştır. Ahlakın temeli nedir? Ahlaki davranışlara iten ana etkenler nelerdir? Görev duygusu, haz, bireysel ve toplumsal çıkarlar, vicdan, akıl ya da insanlığın ortak iyileri mi? Öyleyse, iyi nedir? İyinin kaynağı nedir? Akıl mı? Vicdan mı? Ahlakın kutsalla ilişkisi var mıdır?

Herkes bu soruların cevaplarını farklı biçimlerde vermektedir. Tüm bu teorik tartışmalar bir yana hazların, arzu ve isteklerin tatmininin hayatının asli amacı haline geldiği, gücün, tekebbürün azgınlaştığı, çıkarın insan ilişkilerinde en esaslı belirleyici olduğu bir çağda ahlaka, yüksek değerlere hiç bu kadar ihtiyaç duyulmamıştı.

Her yaşam biçimi kendi ahlak anlayışını da oluşturmaktadır. Modern dünyada ahlak sekülerleşmiştir. Allah’ı hayatın dışına iten batı dünyası, ahlakın temellerini de kökünden kopararak güdükleştirmiştir.

Modern dünyanın zihin yapısına, ahlak temelli bir ekonominin rekabeti yavaşlatacağı, para kazanma, çıkar ve kar etme güdüsünü zayıflatacağı kaygısı egemen olmuştur. İhtiyaçlarını sınırlandırma, daha az tüketme çabası kapitalizmin ana gücü olan üretim-tüketim ilişkisini çıkmaza sokacağı için sorunludur. Bu yüzden kapitalizm girmeye çalıştığı ülkelerde öncelikle tüketme alışkanlıklarını ve ihtiyaç anlayışını değiştirmektedir. Tüketme yeni bir yaşam tarzının önünü açan en büyük anahtardır. Bu yüzden örneğin; kolanın, hamburgerin girişi batı için her şeyden önce tüketim tarzının dönüşümünü sembolize eder.

Modern insan için kutsal olan para, güç ve çıkardır. İnsanın kendiyle barışık yaşamasının, iç çatışmalardan kurtulmasının yolu arzularını tatmin etmesi, hazza yönelip acı verenden kaçınma dürtüsüdür (Hedonizm). İnsanın kendi ürettiklerine ram olarak tekebbürü, sahip olduklarını var edenden kendini müstağni görüşü, güçlü bir egoya sahip (narsist), her şeyin ölçüsünün kendisi olduğuna inanan insan tipini geliştirmiştir. Güçlü bir ego, hem çatışmaların, kavgaların ve sınırsız sahip olma güdüsünün temelini oluşturur. Kendini müstağni görme, Allah’a ihtiyaç duymadığına inanma sonuçta hayatından O’nu dışlamaya yol açmaktadır. Allah’ın olmadığı yerde ise her şey mubahlaşır. Bu yüzden seküler ahlak kâmil insanı oluşturamamıştır. Modern insanın en büyük hastalığı da budur.

Bu yüzden bir avuç çok uluslu şirket tüm dünya gelirinin yarısına sahipken bir milyara yakın insan açlıktan muzdariptir. Bir yanda küreselleştikçe daha bir güçlenen ve azgınlaşan sermaye, diğer yanda emeğinden başka bir şeye sahip olmayan, bir batı ülkesine kapağı atmak için yola çıkıp denizlerde, konteynırlarda boğulan ya da yakalanıp ülkelerine yani yoksulluğa, yani açlığa geri gönderilen milyonlar.

Her şey daha çok kazanmak, daha rahat yaşamak, güç ve şöhret sahibi olmak içindir. Daha çok tüketmek, ayrıcalığın ve zenginlerle aynileşmenin göstergesidir. Kendini müstağni gören bu anlayışta hesap verme bilinci de yoktur. Hesap verilecek birileri varsa o da yasalardır. Yasalar engel değilse her şey mubahtır. Yasalara uymanın gerekçesi ise vicdan değil çoğunlukla bireysel veya kolektif yarar duygusudur.

İletişim araçlarının yaygınlaşması ve medyanın etkisiyle yepyeni bir yaşam biçimi ve ahlak anlayışı ortaya çıkmaktadır. Tüm dünyada ortak bir kültür ve davranış biçimi oluşturmaya başlamıştır. Çözülüş sürecine giren tüm geleneksel toplum yapıları ve ilişki biçimleri neredeyse tuzla buz olmaya doğru gitmektedir. Geleneksel ahlakı işlevsiz hale getirmektedir. Tüm insani ilişki biçimleri değişmekte, ancak yerine dar bireysel ve sınıfsal çıkarlar dışında bir şeyler konulamamaktadır. İş, para ve çıkar eksenli oluşmuş bu dünya insan ruhunu sıkmakta, yalnızlaştırmaktadır. İnsan ruhu acımasız bir kıskacın pençesindedir. Bir yanda iç dünyasından kopup gelen insani talepler diğer yanda modern hayatın dayattığı yaşam biçimi.

Tüm bunlar insanlığın vicdanını kanatmaktadır. Batıda, doğuda vicdan sahibi birçok insan bu kara tablonun ızdırabını duymakta, çıkış yolu aramaktadır

Bugün insanlığın ihtiyacı nedir? İslam insanlığa neyi önerecektir? Daha çok zengin olmayı mı? Daha fazla üretmeyi mi? Daha çok egemen olmayı mı? Elbette hayır!

Bugün, ahlakı yeniden gündeme almak, erdemi, dostluğu, vefayı, kanaati, sevgiyi, merhameti, adaleti, doğruluğu kısaca tüm insani hasletleri bu çağın insanına hitap edecek şekilde inşa etmek gerekmektedir. Ancak, Müslüman bireyler, hızla değişen bu dünyada yeni bir ahlakı inşa etmek bir yana kendisi dönüşmekte, arabesk bir yaşamı ve ahlakı yaşamaktadırlar. Modernitenin ve günlük yaşamın üzerimize serptiği kirler, yüreğimizin derinliklerine nüfuz ederek bizi biz olmaktan, kendiyle ve varlıkla barışık olmaktan koparmaktadır. Yüreğimizi ezmekte, bizi mutsuzlaştırmakta böylece tüm insanlığa bir kurtuluş muştusu olmamızı zorlaştırmaktadır. Bu durum İslam ahlakının, hayata anlam kazandıracak ve yön verecek şekilde, daha ciddi olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. İnsanlığa daha fazla adaleti, insaniyeti ve ahlakı önermek hala elimizdeki en büyük güçtür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

islamisohbet
Facebook'da Bizi Beğen!
Copyright © 2013 RadyoUhud.Com - Online Radyo Dinle.
Dini Sohbet İSlami Sohbet Site Haritası